Kitapla ilk tanışmam ilkokul üçüncü sınıfta oldu. Öğretmenimiz Hacı Özcan bir gün, “Babanız size bir hikâye kitabı alsın, okuyup sınıfta anlatın,” dedi. Babam bana Kerem ile Aslı'yı almıştı. Okumaya onunla başladım. Bir çocuk için oldukça ağır bir kitaptı; her on sayfada bir, derin ve yüklü bir şiir çıkıyordu karşıma. O yaşta o kitabı nasıl anladığımı bilmiyorum ama anladım. O şiirler beni çok etkiledi, çok ağladım.
On iki yaşıma geldiğimde ben de şiir yazmaya başladım. Beni yazmaya yönelten, o ağır hikâyedeki aşk şiirleriydi. Sonraki yıllarda bir çocuk gibi değil, bir yetişkin gibi okudum; Fakir Baykurt'un Can Parası ve Keklik gibi ağır romanlarını elimden bırakmadım. Zamanla gerçek bir kitap kurdu oldum ve sayısız klasik okudum.
Okumaya o kadar düşkündüm ki çöpte bulduğum gazeteleri bile eve götürüp okurdum. Ortaokulu ve liseyi dışarıdan bitirdim. Bugün herkese aynı şeyi söylüyorum: Okuyun.
Sadece okumadım, yazdım da. Fare Mir’den önce Sevgidir Benim Zalom ve Ben Maviyi Arıyorum adlı yayımlanmış iki kitabım var.
Bu kitabın yayıma hazırlanmasında emeği geçen Zuzu Kitap emekçilerine teşekkürlerimi sunuyorum.
